SON HABERLER
OMEYRAT KABİLESİ REYHANLI KENDİNİ TANIMAK GELECEĞE BIRAKILAN EN GÜZEL MİRAS: İRTAH KOZA DERGİSİ OMEYRAT KABİLESİ REYHANLI KENDİNİ TANIMAK GELECEĞE BIRAKILAN EN GÜZEL MİRAS: İRTAH KOZA DERGİSİ
Anasayfaya Geri Dön
KENDİNİ TANIMAK
GÜNCEL

KENDİNİ TANIMAK

3 dk Okuma
GÜNCEL 18 görüntülenme 3 dk okuma 0 yorum

KENDİNİ TANIMAK

KENDİNİ TANIMAK

 

Bir şeyler karalamak amacıyla yazan bir insan, kendisini tanıtırken övgü dolu sözler söylemek, kendi ruhunu okşamak ister. Belki de ben de öyleyim. Bir şeyler beni rahatsız ediyor; yazdığım zaman kendimi kuş gibi özgür hissediyorum. Hem kendi doğrularımı haykırıyor hem de hoşnut oluyorum. Fırçamı tuvalime vururken, küçük dağlar, hemen yanı başımda ormanlık alanlar ve işte kıpkızıl bir güneş beliriyor. Hayâl dünyamla resmime şekiller veriyorum.

Sakin bir insanım; kimsenin işine burnumu sokmuyorum. Hayatı kendi kurallarım ile yaşayayım derken, bazen birilerinin doğrularında yanlış adama dönüşebiliyorum; ama bu duruma aldırış etmiyorum. Beni seven ve bana değer veren insanların sevgisi ile meşgul oluyorum. İçimde nefret barındırmıyorum. Zaten bu dünyayı yaşanılmaz hale getiren, ektiğimiz nefret tohumları değil mi?

Kendimi beğeniyorum, ama aynaya bakarken! Şakacı bir insan değilim. Yaşadıklarım karşısında gayet olgun tavırlar sergiliyorum. Hislerimi belli etmemek, sevgimi içimde yaşamak istesem de, bu konuda becerikli olduğumu düşünmüyorum. Fiziksel özelliklere pek aldırış etmem; bana göre Allah’ın yarattığı her şey güzeldir. Rabbimin verdiği gözle baktığımızda, yaratılanda saklı güzellik hemen beliriveriyor. Gönül gözümüz açık olsun yeter ki. Budala, anlayışı kıt ve kendini yenilemeyen insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Becerebiliyor musun diye sorarsanız, pek becerikli olduğumu söyleyemem. Ama cahil insanlara tahammül edemiyorum.

> “Aynaya bakmak yetiyor mu ki tanımaya
Tanısaydın başlardın utanmaya
Yüzün, gözün her şeyini ele verse
Gelirdin belki kendine”

Biz insanların en büyük zaafı, kendini tanımamaktır. Kendimizi tanımadan başkalarını tanıyor ve onlar hakkında peşin hükümlerde bulunuyoruz. Bu, en büyük eksikliklerimizden ve hastalıklarımızdandır. Oysa eksikliklerimizi, neler istediğimizi ve hayatımıza anlam veren şeylerimizi bilseydik, hayat hem bizim için hem de tüm insanlık için daha anlamlı olurdu. Mesela; ihtiraslarımızın kurbanı olmayacağız, cinayetler işlemeyeceğiz, başkalarının bizi kullanmasına müsaade etmeyeceğiz.

Ama maalesef, her ne kadar kendimizi tanıdığımızı söylesek de, biz çoğu zaman sadece aynaya bakarken kendimizi tanıyoruz. Önyargılarımız, tutkularımız ve kibrimiz önümüzde bir duvar gibi duruyor. Bu duvarlardan arınan insanlar, kendilerini gerçekten tanıyabiliyor. İnsanı esir eden şeyler azaldıkça, özüne daha çok yaklaşabiliyor. Ben bu konuda kendimi şanslı hissediyorum; kendi doğrularımı yaşarken, egolarımdan ve beni benden alan, köleleştiren maddi ve manevi unsurlardan uzak durmaya gayret ediyorum.

Anlaşılmak istiyorum. Kendini tanıyan bir insanın anlaşılmak istemesi gayet doğal değil mi? Kendime denk birini arıyorum; ama hayat, her insanın farklı karaktere sahip olduğunu, kimsenin kimseye benzemediğini öğretiyor ve ben de bu tür arayışlardan vazgeçiyorum. Kendini bulmak ve tanımak, önünde duran gerçekleri kabul etmekle başlıyor. Bir bakıyorsunuz, adına mutluluk dediğiniz şeyle karşı karşıya geliyorsunuz. Yüzünüzdeki tebessüm, sizi tüm kaygılardan, ihtiraslardan ve kötülüklerden uzak tutuyor. Kendinizi sevgiyle örülü bir dünyanın içinde buluyorsunuz.

Yorumlar (0)