SON HABERLER
OMEYRAT KABİLESİ REYHANLI KENDİNİ TANIMAK GELECEĞE BIRAKILAN EN GÜZEL MİRAS: İRTAH KOZA DERGİSİ OMEYRAT KABİLESİ REYHANLI KENDİNİ TANIMAK GELECEĞE BIRAKILAN EN GÜZEL MİRAS: İRTAH KOZA DERGİSİ
Anasayfaya Geri Dön
ÖVGÜNÜN ARDINDAKİ HESAP
GÜNCEL

ÖVGÜNÜN ARDINDAKİ HESAP

3 dk Okuma
GÜNCEL 15 görüntülenme 3 dk okuma 0 yorum

ÖVGÜNÜN ARDINDAKİ HESAP

   ÖVGÜNÜN ARDINDAKİ HESAP

 

Eskiler, yaşanmış olaylardan ders çıkarabilmek için fıkralar anlatırdı. Çünkü bazen birkaç satırlık bir hikâye, sayfalarca analizden daha fazla şey anlatır.

Zamanında bir kedi ile bir fare aynı evde yaşarmış. Bir gün kedi fareye seslenmiş:

"Fare kardeş, gel seninle anlaşalım. Benim bir kilo peynirim var. Odanın güney deliğinden çıkıp kuzeydeki deliğe girersen, bu bir kilo peynir senin olsun."

Fare başını hafifçe deliğinden uzatmış. Ortadaki peyniri görmüş ama hemen karar vermemiş. İçeri çekilip düşünmeye başlamış.

Fareden ses çıkmayınca kedi tekrar seslenmiş:

"Ne oldu fare kardeş? Kararını veremedin mi? Gideceğin yol topu topu dört metre bile değil."

Fare bu kez cevap vermiş:

"Düşündüm ki yol kısa, ikramiye çok... Bu işte bir iş var."

Bu fıkrayı hatırlamamın sebebi, temmuz ayının ilk haftasında yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Trump'ın Türkiye ve Sayın Cumhurbaşkanı hakkında yaptığı övgü dolu açıklamalardır.

Uluslararası ilişkilerde övgüler çoğu zaman sadece nezaket ifadesi değildir. Hele ki bunu söyleyen kişi ticaret ve pazarlık kültüründen gelen bir siyasetçiyse, her sözün arkasında bir hesap olup olmadığını sorgulamak gerekir.

Tarih boyunca büyük devletler, hedeflerine ulaşabilmek için zaman zaman iltifatı da, baskıyı da, tehdidi de birer diplomasi aracı olarak kullanmışlardır. Bu nedenle aşırı övgü karşısında ihtiyatlı olmak, devlet aklının gereğidir.

Çünkü çoğu zaman övgü arttıkça beklentiler de artar. Ardından talepler gelir. Taleplerin dozu yükseldikçe de insan ister istemez şu soruyu sorar:

"Acaba bu övgülerin karşılığında Türkiye'den ne istenecek?"

Bugün Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler dikkate alındığında akla gelen sorulardan biri de şudur:

Acaba Türkiye'nin yeniden Suriye'de daha ağır bir sorumluluk üstlenmesi mi beklenecek?

Bunun cevabını zaman gösterecek. Ancak unutulmamalıdır ki devlet yönetiminde asıl önemli olan, alkışlara değil, ülkenin uzun vadeli çıkarlarına kulak vermektir.

Fareyi kurtaran şey, peynirin cazibesine kapılmadan önce durup düşünmesiydi. Devletler için de en güvenli yol, her övgünün ardındaki hesabı soğukkanlılıkla sorgulayabilmektir.

Yorumlar (0)