SON HABERLER
KÖY ENSTİTÜLERİ İRTAH KOZA DERGİSİ EDİTÖRYAL TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ VATAN SEVGİSİ VE KAYBEDİLMİŞ VATAN Reyhanlı Düğünleri ve Halay Geleneği KÖY ENSTİTÜLERİ İRTAH KOZA DERGİSİ EDİTÖRYAL TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ VATAN SEVGİSİ VE KAYBEDİLMİŞ VATAN Reyhanlı Düğünleri ve Halay Geleneği
Anasayfaya Geri Dön
KÖY ENSTİTÜLERİ
GÜNCEL

KÖY ENSTİTÜLERİ

4 dk Okuma
GÜNCEL 4 görüntülenme 4 dk okuma 0 yorum

KÖY ENSTİTÜLERİ

KÖY ENSTİTÜLERİ: BOZKIRDA YANAN AYDINLIK MEŞALESİ

Tarih, bazı kurumları yalnızca yaptıkları işlerle değil, bıraktıkları izlerle yazar. Köy Enstitüleri de işte böyle bir mirastır. Aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ konuşuluyor, tartışılıyor ve özlemle anılıyorsa, bunun sebebi Anadolu'nun kaderine dokunmuş olmasıdır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin büyük çoğunluğu köylerde yaşıyordu. Ancak köylerin önemli bir kısmında okul yoktu, öğretmen yoktu, kitap yoktu. Cehalet, yoksulluk ve umutsuzluk adeta kader gibi görülüyordu.
İşte tam da böyle bir dönemde, 
17 Nisan 1940'ta çıkarılan yasayla Köy Enstitüleri kuruldu. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile eğitimci İsmail Hakkı Tonguç'un öncülüğünde hayata geçirilen bu model, ezberci değil; üreten, araştıran, düşünen ve sorgulayan bireyler yetiştirmeyi amaçlıyordu.

Köy Enstitülerinde eğitim gören gençler yalnızca öğretmen olmayı öğrenmediler. Toprağı işlemeyi, ağaç dikmeyi, üretmeyi, bina yapmayı, müzikle ve sanatla iç içe yaşamayı da öğrendiler. Ellerinde kitap, yüreklerinde vatan sevgisiyle mezun olup Anadolu'nun en ücra köşelerine gittiler.
Onlar gittikleri köylerde sadece okuma yazma öğretmediler. İnsanlara umut oldular. Çiftçiye daha verimli üretimin yollarını gösterdiler. Çocuklara hayal kurmayı öğrettiler. Kadınların eğitimine destek oldular. Köy odalarını kültür merkezlerine dönüştürdüler. Cumhuriyet'in ışığını köy köy taşıdılar.
Köy Enstitülerinden yetişen öğretmenler ve yazarlar, Anadolu'nun sesini bütün Türkiye'ye duyurdular. 
Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın ve daha nice değer, bu eğitim anlayışının yetiştirdiği isimler olarak kültür ve edebiyatımıza önemli katkılar sundular.

Elbette Köy Enstitüleri yıllar boyunca farklı siyasi bakış açılarıyla değerlendirildi. Destekleyenler de oldu, eleştirenler de... 
Ancak bugün dönüp geriye baktığımızda, bu kurumların binlerce öğretmen yetiştirerek okulsuz köylere okul, öğretmensiz köylere öğretmen kazandırdığı; üretime dayalı eğitim anlayışıyla Cumhuriyet'in kalkınma hedeflerine önemli katkılar sunduğu tarihî bir gerçektir.

Bugün eğitimde fırsat eşitliğini, nitelikli öğretmen yetiştirmeyi ve üretken bireyler kazandırmayı konuşuyorsak, Köy Enstitülerinin ortaya koyduğu birçok ilke hâlâ güncelliğini korumaktadır. 
Çünkü eğitim yalnızca bilgi vermek değil, insan yetiştirmektir. Köy Enstitülerinin en büyük başarısı da tam olarak buydu.
Belki o kurumlar bugün yok. Ama onların yaktığı ışık, Anadolu'nun dört bir yanında görev yapan fedakâr öğretmenlerin yüreğinde yaşamaya devam ediyor.
Cumhuriyet'in eğitim tarihine altın harflerle yazılan Köy Enstitülerini, onları kuranları, yaşatanları ve Anadolu'ya ışık taşıyan bütün eğitim emekçilerini saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Çünkü biliyoruz ki bir ülkenin gerçek zenginliği ne yer altındaki madenleridir ne de sahip olduğu servettir. 
Bir ülkenin en büyük zenginliği; iyi yetişmiş insanları ve onları yetiştiren öğretmenleridir.

Yorumlar (0)